Anasayfa Forum Biz Kimiz Milliyetciler Millet Hafizasi Künye Üye Girisi
Mevlananin Torunu

Mevlana,nin Torunu Esin Çelebi Anamizdan AB ye Evet

Esin Çelebi, Avrupa Birliği'ne bakış açısını ise oldukça kısa özetliyor: 'Zaten soyumda var. Hz. Mevlana hiç kimseyi kimseden ayırmamış. Geriye dönüp baktığınızda globalleşmeyi çok güzel anlatmış. Ancak bu siyasi bir konu. Bu nedenle hakkımızda hayırlı olan neyse ancak onu dilerim, onun için dua ederim.'



Bütün dünyayla paylaşmalıyız

Esin Çelebi, Mevlana'nın 22'nci kuşaktan torunu. Bütün dünyada Mevleviliğe ilginin fazla olduğu bir dönemde Türkiye'nin daha aktif olmasını istiyor ve şunları söylüyor: Elimizdeki büyük değerlerin farkına varıp bunları bütün dünyayla paylaşmalıyız. Bunu Türk milleti olarak bir program dahilinde yapmalıyız

Hz. Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu olan Esin Çelebi ile günümüzde Mevleviliğin bulunduğu noktayı konuştuk. Gülen yüzü ve mutevazı davranışlarıyla Mevleviliğin adeta bir kadında vücut bulmuş hali olan Esin Çelebi, bazı konulardaki rahatsızlıklarını bile son derece nazik üslubuyla dile getiriyor. Mevlevinin kuruluşundan itibaren, Konya'daki merkez dergahın postnişinde hep Mevlana'nın soyundan gelenler oturdu. Çelebi Ailesi olarak anıldı. İşte bu makamın şimdiki temsilcisi Esin Çelebi. Çelebilik makamının, Tekke ve Zaviye Kanunu ile birlikte tekkelerin kapatılmasıyla resmi niteliğini kaybettiğini söyleyen Esin Çelebi, Çelebi Ailesi'nin sadece manevi bir makam olduğunun altını çiziyor. Çelebi şöyle konuşuyor: 'Bu manevi makam, mevleviliğe yakın olan olan kişilerin Hz. Mevlana'nın soyundan olan o kanı taşıyan insanlara gösterdiği sevgi ve saygı çerçevesindedir.'

Mevleviyiz, Türküz

Esin Çelebi, milliyetçi konumunu da özellikle vurguluyor. Babasının büyükbabası Abdülhalim Çelebi'nin Kurtuluş Savaşı'nda Mustafa Kemal Atatürk'e yardımcı olmasından dolayı büyük bir gurur duyduklarını söyleyerek, 'Bu aile olarak çok iftihar ettiğimiz bir şeydir.

Çünkü biz Mevleviyiz ve de Türküz. Kurtuluş Savaşı'nda büyükbabamızın Atatürk'ün yanında olması bizim için çok güzel bir şey. İlk Meclis kurulduğu zaman Mustafa Kemal Başkan, ikinci başkan da büyükbabamız Abdülhalim Çelebi oluyor' diyor.

Para kazandılar ama

Dünyada Mevleviliğe ilginin artışı ile ilgili ilginç tespitler yapıyor. Bu rüzgarın ABD'den başladığını belirten Esin Çelebi, şunları söylüyor: 'ABD'de bildiğiniz gibi maddi dünyaya çok önem verildi. Para kazanmak her şeyin önüne geçti. Fakat zaman içinde insanlar, insan denen varlığın yalnız beden olmadığını, bunun bir ruh boyutunun olduğunu anladılar. Bir şeyin eksik olduğunu fark ettiler. Maneviyata yöneldiler. Rüzgar oradan esmeye başladı.'

ABD'lilerin maneviyatı fark etmesiyle Doğu dinlerine, inanışlarına yöneldiklerini anlatan Esin Çelebi, 'Sonra Avrupa'ya geldi. Oradaki yoğunluk, merak, öğrenme arzusu bizleri zorlamaya başladı. Elimizdeki büyük değerlerin farkına varıp bunları bütün dünyayla paylaşmalıyız. Bunu Türk milleti olarak bir program dahilinde yapmamız gerekir, yoksa çok başlılık, yanlış anlaşılmalar olabilir' şeklinde konuşuyor.

Yabancıların Mevleviliğe ilgisini ise şu sözlerle açıklıyor Esin Çelebi: 'Hz. Mevlana'yı seçiyor olmalarının nedeni sevgiye dayalı anlatım şekli var. Herhalde bugünkü insanın en büyük özlemi sevgi. Kimsenin kimseden farkının olmadığının, herkesin eşit yaratılmış olmasının vurgulanması...Yabancılarla konuşurken, kimi müzik dinleyip, merak edip araştırmış. Kimi bir sema ayini izlemiş, ya da bir dize okumuş o dizeden yola çıkmış, bazısı turist olarak Konya'ya gitmiş, müzeye girip etkilenmiş, kimi de gördüğü bir rüyanın peşine düşmüş. Herkesin bir güzel hikayesi var. Önce okuyorlar. Kalplerine bir ateş düşüyor, sonra akılla bulmaya çalışıyorlar.'

Esin Çelebi, Avrupa Birliği'ne bakış açısını ise oldukça kısa özetliyor: 'Zaten soyumda var. Hz. Mevlana hiç kimseyi kimseden ayırmamış. Geriye dönüp baktığınızda globalleşmeyi çok güzel anlatmış. Ancak bu siyasi bir konu. Bu nedenle hakkımızda hayırlı olan neyse ancak onu dilerim, onun için dua ederim.'


Örf ve Adet bozulmasın

Esin Çelebi, kadın - erkek birlikte semaya ise karşı. Kendisinin Cumhuriyet tarihinde ilk olarak sema yapan kadın olduğunu anlatan Esin Çelebi, 'Mevlevihanede doğmuş büyümüş bir dededen sema dersleri aldık. Bütün usulü ile öğrendim. Örfe adete uymadığından hiç kadın erkek sema etmedim.

Ancak ruhen her semada ben de sema ediyorum' diyor. Kadın - erkek birlikte sema etmemenin sadece Mevleviliğin değil Türklüğün de örf ve adeti olduğunu kaydeden Çelebi, 'Bunlar kolay konan şeyler değil, bunun için bunları bozmanın bir anlamı yok' şeklinde konuşuyor.

Laiklik sevgidir

Mevleviliği isteyerek yaşadıklarını ve hiçbir zaman zorlanmadıklarını ifade eden Esin Çelebi, 'Sadece sevdirildik. Namaz kılarlardı. 'Gel çocuğum şöyle kılınır' demedi kimse. Ama önümüzde kılarlardı, onların aldıkları manevi hazzı yaşayarak hissettik ve o hazzı isteyince, kendimiz arkalarında durduk' diyor. Sevgiyle öğrenilen şeyin değerinin başka olduğunu belirten Çelebi, şöyle devam ediyor: 'Laiklik bence bu. Hem beden olarak bugünün şartları neyse bunu yaşayıp, ama ruh için ne lazımsa onu da yaşamak.'

Türban şekil

Esin Çelebi, bazen kendisiyle görüşmeye gelen başörtülü gençlerle sohbetler yaptığını söylüyor. Sohbet sırasında gençlere, 'Benim başım kapalı olsa beni daha çok mu sevip sayacaksınız?' diye sorduğunu anlatan Esin Çelebi, şunları söylüyor: 'Konuşmaya başlayınca, başı açık mı kapalı mı farketmiyor. Çünkü insan ruh ruha konuşuyor. Öteki sadece şekil. Bazısı 'Benim başım kapalı beni yadırgar mısınız?' diyor. 'Bana ne senin başının örtüsünden' diyorum. Ama beni üzen bir şey var. Nişantaşı'nda yürürken, mesela başörtülü bir genç, 'Benim başım açık' diye gelip 'vurup' geçiyor. İşte o zaman çok üzülüyorum. Çünkü benim dinimde saygı var. Ne olursa olsun, saygı var. O şekilde bağlı bir saygı değil. Maalesef gençler bunu bilmiyor.'

Heykel estetik olmaz

Esin Çelebi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın İstanbul'a semazen heykeli önerisine ise biraz farklı yaklaşıyor. Topbaş'ın önerisinin ardında güzel bir niyet yattığını söyleyen Çelebi, 'İnsanları birlik beraberliğe çağırmak için bu fikri ortaya atmışlar, fikir çok güzel. Ama bir İstanbullu olarak bir semazen heykeli estetik açıdan bana pek uygun görmüyor. Mevlevi olarak düşündüğümde, içine lokantalar, alışveriş merkezleri yapılacak mı. Bu hoş değil. Bir manevi sembolu, maddi iş için kullanmak doğru gelmiyor. İstanbul'un kendine özel o kadar güzel şeyleri var ki' diyor. Bu konu hakkında Çelebi Ailesi'nin fikrinin alınmamasına da biraz üzüldüğünü saklamıyor.

BİTTİ

Ek.Tarihi Tue Jun 27, 2006 10:00 am Gön: Alparslan


Yorum Ekleyebilmek için lütfen GİRİŞ yapınız

Eğer üye değilseniz, 1 dakikanızı ayırarak, ücretsiz KAYIT olabilrisiniz
 
İlgili Haberler

· Mevlananin Torunu
· Yılmaz Erdoğan, Şeyh Said’in torunuyla evleniyor


En çok okunan haber: İhanet Belgeleri:
kiblesi amerika olanlar.......

Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü


 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder Bu Haberi Arkadaşına Gönder

                        

Bize Ulasin    Forumlar    Haberler   Tavsiye Edin  Üyelik

 

Tasarım &Kodlama Pehaspe

Milliyetçiler©2005